» 4 / Nisâ  4:

Kuran Sırası: 4
İniş Sırası: 92
Nisa Suresi = Kadinlar Suresi
Pek çok ayetinde kadinlarin haklarindan bahsedildigi için bu adi almistir.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176

"Kuran okuduğun zaman, taşlanmış şeytandan ALLAH'a sığın!"
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَاتُوا (W ËTWE) = ve ātū : ve verin
2. النِّسَاءَ (ELNSEÙ) = n-nisā'e : kadınlara
3. صَدُقَاتِهِنَّ (ṦD̃GETHN) = Saduḳātihinne : mehirlerini
4. نِحْلَةً (NḪLT) = niHleten : bir hak olarak
5. فَإِنْ (FÎN) = fein : eğer
6. طِبْنَ (ŦBN) = Tibne : bağışlarlarsa
7. لَكُمْ (LKM) = lekum : size
8. عَنْ (AN) = ǎn :
9. شَيْءٍ (ŞYÙ) = şey'in : bir kısmını
10. مِنْهُ (MNH) = minhu : ondan
11. نَفْسًا (NFSE) = nefsen : kendi istekleriyle
12. فَكُلُوهُ (FKLWH) = fekulūhu : onu yeyin
13. هَنِيئًا (HNYÙE) = heniyen : afiyetle
14. مَرِيئًا (MRYÙE) = meriyen : iç huzuruyla
ve verin | kadınlara | mehirlerini | bir hak olarak | eğer | bağışlarlarsa | size | | bir kısmını | ondan | kendi istekleriyle | onu yeyin | afiyetle | iç huzuruyla |

[ETY] [NSW] [ṦD̃G] [NḪL] [] [ŦYB] [] [] [ŞYE] [] [NFS] [EKL] [HNE] [MRE]
W ËTWE ELNSEÙ ṦD̃GETHN NḪLT FÎN ŦBN LKM AN ŞYÙ MNH NFSE FKLWH HNYÙE MRYÙE

ve ātū n-nisā'e Saduḳātihinne niHleten fein Tibne lekum ǎn şey'in minhu nefsen fekulūhu heniyen meriyen
وآتوا النساء صدقاتهن نحلة فإن طبن لكم عن شيء منه نفسا فكلوه هنيئا مريئا

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وآتوا ا ت ي | ETY W ËTWE ve ātū ve verin And give
النساء ن س و | NSW ELNSEÙ n-nisā'e kadınlara the women
صدقاتهن ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GETHN Saduḳātihinne mehirlerini their dower
نحلة ن ح ل | NḪL NḪLT niHleten bir hak olarak graciously.
فإن | FÎN fein eğer But if
طبن ط ي ب | ŦYB ŦBN Tibne bağışlarlarsa they remit
لكم | LKM lekum size to you
عن | AN ǎn of
شيء ش ي ا | ŞYE ŞYÙ şey'in bir kısmını anything
منه | MNH minhu ondan of it
نفسا ن ف س | NFS NFSE nefsen kendi istekleriyle (on their) own,
فكلوه ا ك ل | EKL FKLWH fekulūhu onu yeyin then eat it
هنيئا ه ن ا | HNE HNYÙE heniyen afiyetle (in) satisfaction
مريئا م ر ا | MRE MRYÙE meriyen iç huzuruyla (and) ease.

4:4 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve verin | kadınlara | mehirlerini | bir hak olarak | eğer | bağışlarlarsa | size | | bir kısmını | ondan | kendi istekleriyle | onu yeyin | afiyetle | iç huzuruyla |

[ETY] [NSW] [ṦD̃G] [NḪL] [] [ŦYB] [] [] [ŞYE] [] [NFS] [EKL] [HNE] [MRE]
W ËTWE ELNSEÙ ṦD̃GETHN NḪLT FÎN ŦBN LKM AN ŞYÙ MNH NFSE FKLWH HNYÙE MRYÙE

ve ātū n-nisā'e Saduḳātihinne niHleten fein Tibne lekum ǎn şey'in minhu nefsen fekulūhu heniyen meriyen
وآتوا النساء صدقاتهن نحلة فإن طبن لكم عن شيء منه نفسا فكلوه هنيئا مريئا

[ا ت ي] [ن س و] [ص د ق] [ن ح ل] [] [ط ي ب] [] [] [ش ي ا] [] [ن ف س] [ا ك ل] [ه ن ا] [م ر ا]

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وآتوا ا ت ي | ETY W ËTWE ve ātū ve verin And give
Vav,,Te,Vav,Elif,
6,,400,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 2nd person masculine plural (form IV) imperative verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
النساء ن س و | NSW ELNSEÙ n-nisā'e kadınlara the women
Elif,Lam,Nun,Sin,Elif,,
1,30,50,60,1,,
N – accusative feminine plural noun
اسم منصوب
صدقاتهن ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GETHN Saduḳātihinne mehirlerini their dower
Sad,Dal,Gaf,Elif,Te,He,Nun,
90,4,100,1,400,5,50,
N – accusative feminine plural noun
PRON – 3rd person feminine plural possessive pronoun
اسم منصوب و«هن» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
نحلة ن ح ل | NḪL NḪLT niHleten bir hak olarak graciously.
Nun,Ha,Lam,Te merbuta,
50,8,30,400,
N – accusative feminine indefinite noun
اسم منصوب
فإن | FÎN fein eğer But if
Fe,,Nun,
80,,50,
REM – prefixed resumption particle
COND – conditional particle
الفاء استئنافية
حرف شرط
طبن ط ي ب | ŦYB ŦBN Tibne bağışlarlarsa they remit
Tı,Be,Nun,
9,2,50,
V – 3rd person feminine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والنون ضمير متصل في محل رفع فاعل
لكم | LKM lekum size to you
Lam,Kef,Mim,
30,20,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 2nd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
عن | AN ǎn of
Ayn,Nun,
70,50,
P – preposition
حرف جر
شيء ش ي ا | ŞYE ŞYÙ şey'in bir kısmını anything
Şın,Ye,,
300,10,,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
منه | MNH minhu ondan of it
Mim,Nun,He,
40,50,5,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
جار ومجرور
نفسا ن ف س | NFS NFSE nefsen kendi istekleriyle (on their) own,
Nun,Fe,Sin,Elif,
50,80,60,1,
N – accusative feminine singular indefinite noun
اسم منصوب
فكلوه ا ك ل | EKL FKLWH fekulūhu onu yeyin then eat it
Fe,Kef,Lam,Vav,He,
80,20,30,6,5,
RSLT – prefixed result particle
V – 2nd person masculine plural imperative verb
PRON – subject pronoun
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
الفاء واقعة في جواب الشرط
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
هنيئا ه ن ا | HNE HNYÙE heniyen afiyetle (in) satisfaction
He,Nun,Ye,,Elif,
5,50,10,,1,
ADJ – accusative masculine indefinite adjective
صفة منصوبة
مريئا م ر ا | MRE MRYÙE meriyen iç huzuruyla (and) ease.
Mim,Re,Ye,,Elif,
40,200,10,,1,
ADJ – accusative masculine singular indefinite adjective
صفة منصوبة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَاتُوا: ve verin | النِّسَاءَ: kadınlara | صَدُقَاتِهِنَّ: mehirlerini | نِحْلَةً: bir hak olarak | فَإِنْ: eğer | طِبْنَ: bağışlarlarsa | لَكُمْ: size | عَنْ: | شَيْءٍ: bir kısmını | مِنْهُ: ondan | نَفْسًا: kendi istekleriyle | فَكُلُوهُ: onu yeyin | هَنِيئًا: afiyetle | مَرِيئًا: iç huzuruyla |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وآتوا W ËTWE ve verin | النساء ELNSEÙ kadınlara | صدقاتهن ṦD̃GETHN mehirlerini | نحلة NḪLT bir hak olarak | فإن FÎN eğer | طبن ŦBN bağışlarlarsa | لكم LKM size | عن AN | شيء ŞYÙ bir kısmını | منه MNH ondan | نفسا NFSE kendi istekleriyle | فكلوه FKLWH onu yeyin | هنيئا HNYÙE afiyetle | مريئا MRYÙE iç huzuruyla |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve ātū: ve verin | n-nisā'e: kadınlara | Saduḳātihinne: mehirlerini | niHleten: bir hak olarak | fein: eğer | Tibne: bağışlarlarsa | lekum: size | ǎn: | şey'in: bir kısmını | minhu: ondan | nefsen: kendi istekleriyle | fekulūhu: onu yeyin | heniyen: afiyetle | meriyen: iç huzuruyla |
Kırık Meal (Transcript) : |W ËTWE: ve verin | ELNSEÙ: kadınlara | ṦD̃GETHN: mehirlerini | NḪLT: bir hak olarak | FÎN: eğer | ŦBN: bağışlarlarsa | LKM: size | AN: | ŞYÙ: bir kısmını | MNH: ondan | NFSE: kendi istekleriyle | FKLWH: onu yeyin | HNYÙE: afiyetle | MRYÙE: iç huzuruyla |
Abdulbaki Gölpınarlı : Kadınlarınızın mehirlerini bir bağış olarak verin, ama onlar, gönül hoşluğuyla mehirlerinin bir miktarını size bağışlarlarsa o vakit de onu içinize sindire sindire ve âfiyetle yiyin.
Adem Uğur : Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin.
Ahmed Hulusi : Kadınlara mehrlerini (evlilik bağışı - hediyesi) severek bağışlayın. Şayet gönül hoşluğuyla bağışladığınızdan bir kısmını geri verirlerse, onu da içinize sinerek yeyin.
Ahmet Tekin : Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ile cömertçe verin. Eğer onlar gönül rızasıyla size bir şey bağışlarlarsa, onu âfiyetle yiyin.
Ahmet Varol : Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ile verin. Eğer kendileri bizzat gönül hoşnutluğu ile (mehirlerinden) size bir şey bağışlarlarsa o zaman onu afiyetle ve huzurla yiyin.
Ali Bulaç : Kadınlara mehirlerini gönülden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, gönül hoşluğuyla size ondan bir şeyi bağışlarlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin.
Ali Fikri Yavuz : Nikâh ettiğiniz kadınların mehirlerini (nikâh paralarını) seve seve verin. Şayet ondan bir kısmını gönül hoşluğu ile kendileri size bağışlarsa, onu âfiyetle, rahatça yiyin.
Bekir Sadak : Kadinlara mehirlerini comertce verin, eger ondan gonul hoslugu ile size bir sey bagislarlarsa onu afiyetle yiyin.
Celal Yıldırım : (Evlendiğiniz) kadınlara mehirlerini güçlük çıkarmadan gönül rızasıyla verin. Eğer onun bir kısmını kendi arzularıyla size bağışlarlarsa, onu rahatlıkla, içinize sinerek yeyin.
Diyanet İşleri : Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.
Diyanet İşleri (eski) : Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.
Diyanet Vakfi : Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin.
Edip Yüksel : Kadınlara mehirlerini tam verin. Kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu günül huzuruyla yiyebilirsiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer onlar gönül rızasıyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Kadınlara mehirlerini efendicesine verin, şayet onun bir kısmını gönüllü olarak bağışlarlarsa, onu da içinize sine sine yiyin.
Elmalılı Hamdi Yazır : ve aldığınız kadınlara mihirlerini efendicesine verin, şayed ondan birazını kendileri gönül hoşluğile bağışlarlarsa onu da içinize sine sine yeyin
Fizilal-il Kuran : Kadınların mehirlerini gönül hoşnutluğu ile veriniz. Fakat eğer onlar mehirlerinin bir bölümünü gönüllü olarak size bağışlarlar ise bunu afiyetle yiyiniz.
Gültekin Onan : Kadınlara mehirlerini gönülden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, gönül hoşluğuyla size ondan bir şeyi bağışlarlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin.
Hakkı Yılmaz : Ve yetimlerin kadınlarına mehirlerini seve seve veriniz. Artık kendileri alacaklarından bir kısmını size hoş ederlerse/ikramda bulunurlarsa da onu afiyetle, çekinmeden yiyiniz.
Hasan Basri Çantay : (Aldığınız) kadınların mehirlerini yürekden isteyerek ve (Allahın) bir atiyye (si) olarak verin. Bununla beraber eğer ondan birazını gönül hoşluğu ile size bağışlamış olurlarsa onu da içinize sine sine yeyin.
Hayrat Neşriyat : Kadınlara mehirlerini gönül rızâsı ile verin! Fakat size ondan birazını kendi gönlüyle bağışlarlarsa, artık onu âfiyetle, rahatça yiyin!
İbni Kesir : Kadınların mehirlerini seve seve verin. Şayet ondan bir kısmını gönül hoşluğu ile size bağışlar iseler, onu afiyetle yiyin.
İskender Evrenosoğlu : Ve kadınlara, mehirlerini seve seve verin. Fakat kendi istekleri ile ondan (mehirden) bir kısmını size bağış olarak verirlerse o taktirde onu afiyetle rahatça yiyin.
Muhammed Esed : Kadınlara mehirlerini hiçbir karşılık beklemeden verin; ama eğer onlar, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa ondan hoşnutluk ve gönül rahatlığıyla faydalanın.
Ömer Nasuhi Bilmen : Kadınlara mihirlerini bir atiyye olarak veriniz. Şâyet size ondan bir miktarını gönül hoşluğu ile bağışlar iseler onu da afiyetle, kolaylıkla yiyiniz.
Ömer Öngüt : (Nikâhınıza aldığınız) kadınların mehirlerini bir hak olarak seve seve verin. Bununla beraber eğer mehirlerinin bir kısmını kendiliklerinden gönül hoşnutluğu ile size bağışlarlarsa onu da âfiyetle yiyin.
Şaban Piriş : Kadınlara mehirlerini seve seve verin. Eğer, kendi istekleriyle mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.
Suat Yıldırım : Evleneceğiniz kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ile verin. Eğer mehrin bir kısmını gönül rızasıyla size bağışlarlarsa onu içinize sine sine afiyetle yeyin.
Süleyman Ateş : Kadınlara mehirlerini bir hak olarak (gönül hoşluğuyla) verin; eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da âfiyetle yeyin.
Tefhim-ul Kuran : Kadınlara mehirlerini gönülden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, gönül hoşluğuyla size ondan bir şeyi bağışlarlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin.
Ümit Şimşek : Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ile verin. Eğer onlar kendiliklerinden mehirlerinin bir kısmını size bağışlayacak olurlarsa, onu da âfiyetle yersiniz.
Yaşar Nuri Öztürk : Kadınlara mehirlerini nazik ve cömert bir şekilde örf ve çevrenin kabullerine uygun olarak verin. Eğer ondan birazını kendileri kişisel istekleriyle size sunmuşlarsa artık onu içinize sine sine yiyin.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}