» 47 / Muhammed  21:

Kuran Sırası: 47
İniş Sırası: 95
Muhammed Suresi = Muhammed Suresi
ikinci ayetinde Hz. Muhammed’in ismi anildigindan bu adi almistir.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38

"Kuran okuduğun zaman, taşlanmış şeytandan ALLAH'a sığın!"
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. طَاعَةٌ (ŦEAT) = Tāǎtun : ita'at etmektir
2. وَقَوْلٌ (WGWL) = ve ḳavlun : ve söylemektir
3. مَعْرُوفٌ (MARWF) = meǎ'rūfun : güzel
4. فَإِذَا (FÎZ̃E) = fe iƶā : zaman
5. عَزَمَ (AZM) = ǎzeme : azmedildiği
6. الْأَمْرُ (ELÊMR) = l-emru : işe
7. فَلَوْ (FLW) = felev : şayet
8. صَدَقُوا (ṦD̃GWE) = Sadeḳū : sadık kalsalardı
9. اللَّهَ (ELLH) = llahe : Allah'a
10. لَكَانَ (LKEN) = lekāne : elbette olurdu
11. خَيْرًا (ḢYRE) = ḣayran : daha iyi
12. لَهُمْ (LHM) = lehum : kendileri için
ita'at etmektir | ve söylemektir | güzel | zaman | azmedildiği | işe | şayet | sadık kalsalardı | Allah'a | elbette olurdu | daha iyi | kendileri için |

[ŦWA] [GWL] [ARF] [] [AZM] [EMR] [] [ṦD̃G] [] [KWN] [ḢYR] []
ŦEAT WGWL MARWF FÎZ̃E AZM ELÊMR FLW ṦD̃GWE ELLH LKEN ḢYRE LHM

Tāǎtun ve ḳavlun meǎ'rūfun fe iƶā ǎzeme l-emru felev Sadeḳū llahe lekāne ḣayran lehum
طاعة وقول معروف فإذا عزم الأمر فلو صدقوا الله لكان خيرا لهم

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
طاعة ط و ع | ŦWA ŦEAT Tāǎtun ita'at etmektir (Is) obedience
وقول ق و ل | GWL WGWL ve ḳavlun ve söylemektir and a word
معروف ع ر ف | ARF MARWF meǎ'rūfun güzel kind.
فإذا | FÎZ̃E fe iƶā zaman And when
عزم ع ز م | AZM AZM ǎzeme azmedildiği (is) determined
الأمر ا م ر | EMR ELÊMR l-emru işe the matter,
فلو | FLW felev şayet then if
صدقوا ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GWE Sadeḳū sadık kalsalardı they had been true
الله | ELLH llahe Allah'a (to) Allah,
لكان ك و ن | KWN LKEN lekāne elbette olurdu surely, it would have been
خيرا خ ي ر | ḢYR ḢYRE ḣayran daha iyi better
لهم | LHM lehum kendileri için for them.

47:21 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ita'at etmektir | ve söylemektir | güzel | zaman | azmedildiği | işe | şayet | sadık kalsalardı | Allah'a | elbette olurdu | daha iyi | kendileri için |

[ŦWA] [GWL] [ARF] [] [AZM] [EMR] [] [ṦD̃G] [] [KWN] [ḢYR] []
ŦEAT WGWL MARWF FÎZ̃E AZM ELÊMR FLW ṦD̃GWE ELLH LKEN ḢYRE LHM

Tāǎtun ve ḳavlun meǎ'rūfun fe iƶā ǎzeme l-emru felev Sadeḳū llahe lekāne ḣayran lehum
طاعة وقول معروف فإذا عزم الأمر فلو صدقوا الله لكان خيرا لهم

[ط و ع] [ق و ل] [ع ر ف] [] [ع ز م] [ا م ر] [] [ص د ق] [] [ك و ن] [خ ي ر] []

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
طاعة ط و ع | ŦWA ŦEAT Tāǎtun ita'at etmektir (Is) obedience
Tı,Elif,Ayn,Te merbuta,
9,1,70,400,
N – nominative feminine indefinite noun
اسم مرفوع
وقول ق و ل | GWL WGWL ve ḳavlun ve söylemektir and a word
Vav,Gaf,Vav,Lam,
6,100,6,30,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine indefinite verbal noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
معروف ع ر ف | ARF MARWF meǎ'rūfun güzel kind.
Mim,Ayn,Re,Vav,Fe,
40,70,200,6,80,
N – nominative masculine indefinite passive participle
اسم مرفوع
فإذا | FÎZ̃E fe iƶā zaman And when
Fe,,Zel,Elif,
80,,700,1,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
T – time adverb
الفاء عاطفة
ظرف زمان
عزم ع ز م | AZM AZM ǎzeme azmedildiği (is) determined
Ayn,Ze,Mim,
70,7,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
الأمر ا م ر | EMR ELÊMR l-emru işe the matter,
Elif,Lam,,Mim,Re,
1,30,,40,200,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
فلو | FLW felev şayet then if
Fe,Lam,Vav,
80,30,6,
REM – prefixed resumption particle
COND – conditional particle
الفاء استئنافية
حرف شرط
صدقوا ص د ق | ṦD̃G ṦD̃GWE Sadeḳū sadık kalsalardı they had been true
Sad,Dal,Gaf,Vav,Elif,
90,4,100,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
الله | ELLH llahe Allah'a (to) Allah,
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – accusative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة منصوب
لكان ك و ن | KWN LKEN lekāne elbette olurdu surely, it would have been
Lam,Kef,Elif,Nun,
30,20,1,50,
EMPH – emphatic prefix lām
V – 3rd person masculine singular perfect verb
اللام لام التوكيد
فعل ماض
خيرا خ ي ر | ḢYR ḢYRE ḣayran daha iyi better
Hı,Ye,Re,Elif,
600,10,200,1,
N – accusative masculine singular indefinite noun
اسم منصوب
لهم | LHM lehum kendileri için for them.
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |طَاعَةٌ: ita'at etmektir | وَقَوْلٌ: ve söylemektir | مَعْرُوفٌ: güzel | فَإِذَا: zaman | عَزَمَ: azmedildiği | الْأَمْرُ: işe | فَلَوْ: şayet | صَدَقُوا: sadık kalsalardı | اللَّهَ: Allah'a | لَكَانَ: elbette olurdu | خَيْرًا: daha iyi | لَهُمْ: kendileri için |
Kırık Meal (Harekesiz) : |طاعة ŦEAT ita'at etmektir | وقول WGWL ve söylemektir | معروف MARWF güzel | فإذا FÎZ̃E zaman | عزم AZM azmedildiği | الأمر ELÊMR işe | فلو FLW şayet | صدقوا ṦD̃GWE sadık kalsalardı | الله ELLH Allah'a | لكان LKEN elbette olurdu | خيرا ḢYRE daha iyi | لهم LHM kendileri için |
Kırık Meal (Okunuş) : |Tāǎtun: ita'at etmektir | ve ḳavlun: ve söylemektir | meǎ'rūfun: güzel | fe iƶā: zaman | ǎzeme: azmedildiği | l-emru: işe | felev: şayet | Sadeḳū: sadık kalsalardı | llahe: Allah'a | lekāne: elbette olurdu | ḣayran: daha iyi | lehum: kendileri için |
Kırık Meal (Transcript) : |ŦEAT: ita'at etmektir | WGWL: ve söylemektir | MARWF: güzel | FÎZ̃E: zaman | AZM: azmedildiği | ELÊMR: işe | FLW: şayet | ṦD̃GWE: sadık kalsalardı | ELLH: Allah'a | LKEN: elbette olurdu | ḢYRE: daha iyi | LHM: kendileri için |
Abdulbaki Gölpınarlı : İtâat etmek ve güzel söz söylemek gerekti, derken işe iyice sarılınca da Allah'ın gerçek söylediğini kabûl etselerdi görürlerdi ki bu, kendilerine daha da hayırlı olmaktadır.
Adem Uğur : (Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Ahmed Hulusi : (Bu konuda onlara düşen) itaat ve yerinde bir söz! Hüküm kesinleştiğinde, Allâh'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Ahmet Tekin : Allah’ın ve Rasulünün emirlerine, devletin kararlarına itaat etmeleri, imanlarının gereği meşrûiyyet sınırları içinde söz söylemeleri icap eder. Plan kesin karara bağlandığı zaman, Allah’ın, emrine, hükmüne, icraatına sadâkat gösterselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Ahmet Varol : İtaat ve güzel sözdü. İş kesinlik kazanınca Allah'a karşı doğruluk (sadakat) gösterselerdi muhakkak kendileri için daha hayırlı olurdu.
Ali Bulaç : İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
Ali Fikri Yavuz : Fakat bir itaat ve güzel bir söz, onlar için hayırlıdır. Sonra (cihadın farziyetine dair) emir kesinleşince, Allah’a sadakat gösterselerdi, elbette haklarında daha hayırlı olurdu.
Bekir Sadak : (20-21) Inananlar: «Keske bir sure indirilse de cihada ciksak» derlerdi. Fakat kesin anlamli bir sure inip, orada savas zikredilince, kalblerinde hastalik olanlarin, olum korkusuyla bayilmis kimselerin bakislari gibi, sana baktiklarini gordun. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olani soylemek yarasirdi. is ciddilesince Allah'a verdikleri anda dogruluk gosterselerdi, onlarin iyiligine olurdu.
Celal Yıldırım : (Onlara gereken,) itaat ve güzel bir sözdür. İş, ciddileşip kesinlik kazanınca, Allah'a sadakatlerini gösterselerdi, elbette kendileri için çok hayırlı olurdu.
Diyanet İşleri : İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Diyanet İşleri (eski) : (20-21) İnananlar: 'Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak' derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.
Diyanet Vakfi : (Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Edip Yüksel : İtaat etmek ve güzel konuşmaktır. İş kararlaştırılınca ALLAH'a karşı dürüst olsalar kendileri için iyi olurdu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Fakat bir itaat ve güzel bir söz(dü yapmaları gereken); sonra emir kesinleşince Allah'a karşı dürüstlük etselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır : Fakat bir tâat ve bir güzel söz, sonra emir kat'ıyyet kesbedince Allaha sadakat etselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu
Fizilal-il Kuran : İtaat etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Gültekin Onan : İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat buyruk kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Tanrı'ya sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
Hakkı Yılmaz : (20,21) "İman eden kimseler: “Keşke bir sûre indirilse” derler. Ama yasalarla donatılmış bir sûre indirildiği ve içerisinde savaş anıldığı zaman, kalplerinde hastalık olanların; zihniyeti, inancı bozuk olanların, ölüm korkusuyla baygınlık geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Artık itaat ve örfe uygun/herkesçe iyi olduğu kabul edilen söz onlara daha yakındır. Sonra iş kesinleşince artık Allah'a sadakat gösterselerdi, kesinlikle kendileri için daha hayırlı olurdu. "
Hasan Basri Çantay : (Onların vazîfesi) tâatdı, güzel söz söylemek (tatlı dil kullanmak) dı. Bunun için onlar, iş ciddîleşince, derhal Allaha (verdikleri sözde) sadâkat gösterselerdi kendileri için elbet hayırlı olurdu.
Hayrat Neşriyat : (Onlara düşen,) itâat etmek ve (böyle zamanlarda teslîmiyetini gösteren) güzel (söz)söylemektir. Öyle ki iş ciddîleştiği zaman, artık Allah’a sâdık kalsalardı, elbette kendileri için hayırlı olurdu.
İbni Kesir : İtaat ve güzel söz. Bunun için iş ciddileşince derhal Allah'a sadakat gösterselerdi; elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
İskender Evrenosoğlu : İtaat ve maruf sözdür. Fakat bir işe azmedildiğinde o zaman Allah'a sadık olsalardı, muhakkak ki onlar için daha hayırlı olurdu.
Muhammed Esed : (Allah'ın çağrısına) uymak ve (O'nun) rızasını kazanabilecek bir söz (söylemek)tir. Konu (O'nun indirdiği vahiy tarafından) çözümlendiği için Allah'a karşı sadık olmak onların kendi iyiliği içindir.
Ömer Nasuhi Bilmen : (Onlar için) İtaat ve güzel söz (yaraşır). Sonra (savaş) emri, kat'iyyet kesbedince eğer Allah'a sadâkatta bulunsalar idi elbette kendileri için hayırlı olurdu.
Ömer Öngüt : Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Şaban Piriş : Bir işe azmedince itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Eğer Allah’a bağlı kalsalardı, kendileri için daha iyi olurdu.
Suat Yıldırım : Onlara düşen: İtaat etmek ve tatlı söz söylemektir. İş ciddiye bindiğinde, Allah’a verdikleri sözde dursalardı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu.
Süleyman Ateş : Onlara düşen, itâ'at etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a verdikleri söze sadık kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Tefhim-ul Kuran : İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet onlar Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
Ümit Şimşek : İtaat ve güzel söz. İş ciddîleştiğinde Allah'a verdikleri sözde dursalardı, onlar için daha hayırlı olurdu.
Yaşar Nuri Öztürk : İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah'a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}