P – prefixed preposition lām PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun جار ومجرور
الذكرى
ذ ك ر | Z̃KR
ELZ̃KR
ƶ-ƶikrā
öğüt almak
the reminder,
Elif,Lam,Zel,Kef,Re,, 1,30,700,20,200,,
N – nominative feminine noun اسم مرفوع
وقد
|
WGD̃
veḳad
oysa elbette
when verily,
Vav,Gaf,Dal, 6,100,4,
CONJ – prefixed conjunction wa (and) CERT – particle of certainty الواو عاطفة حرف تحقيق
جاءهم
ج ي ا | CYE
CEÙHM
cā'ehum
kendilerine gelmişti
had come to them
Cim,Elif,,He,Mim, 3,1,,5,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb PRON – 3rd person masculine plural object pronoun فعل ماض و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
رسول
ر س ل | RSL
RSWL
rasūlun
bir elçi
a Messenger
Re,Sin,Vav,Lam, 200,60,6,30,
N – nominative masculine indefinite noun اسم مرفوع
مبين
ب ي ن | BYN
MBYN
mubīnun
apaçık
clear.
Mim,Be,Ye,Nun, 40,2,10,50,
N – nominative masculine indefinite (form IV) active participle اسم مرفوع
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |أَنَّىٰ: ne kadar uzak | لَهُمُ: onlar için | الذِّكْرَىٰ: öğüt almak | وَقَدْ: oysa elbette | جَاءَهُمْ: kendilerine gelmişti | رَسُولٌ: bir elçi | مُبِينٌ: apaçık |
Kırık Meal (Harekesiz) : |أنى ÊNne kadar uzak | لهم LHMonlar için | الذكرى ELZ̃KRöğüt almak | وقد WGD̃oysa elbette | جاءهم CEÙHMkendilerine gelmişti | رسول RSWLbir elçi | مبين MBYNapaçık |
Kırık Meal (Okunuş) : |ennā: ne kadar uzak | lehumu: onlar için | ƶ-ƶikrā: öğüt almak | veḳad: oysa elbette | cā'ehum: kendilerine gelmişti | rasūlun: bir elçi | mubīnun: apaçık |
Kırık Meal (Transcript) : |ÊN: ne kadar uzak | LHM: onlar için | ELZ̃KR: öğüt almak | WGD̃: oysa elbette | CEÙHM: kendilerine gelmişti | RSWL: bir elçi | MBYN: apaçık |
Abdulbaki Gölpınarlı : Siz neredesiniz, öğüt alma nerede ve andolsun ki onlara, her şeyi açıklayan bir Peygamber geldi de.
Adem Uğur : Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Ahmed Hulusi : Onlar nerede bu durumda, düşünüp ders almak nerede? Hâlbuki onlara apaçık bir Rasûl de gelmişti. . .
Ahmet Tekin : Onlar için ibret almak, bellemek ne kadar uzak bir mesele. Azâbın kaldırılmasından önce daha büyük ikazlar görmüşler, iman etmemişlerdi. Üstelik kendilerine hak dini, şeriatı açıklayan bir de Rasul gelmişti.
Ahmet Varol : Onlar için öğüt almak nerede? Oysa kendilerine açıklayıcı bir peygamber gelmişti.
Ali Bulaç : Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.
Ali Fikri Yavuz : Onlar için düşünmek, ibret almak nerede? Doğrusu kendilerine apaçık anlatan bir Peygamber geldi de,
Bekir Sadak : (13-14) Nerde onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi aciklayan bir peygamber gelmisti ve ondan yuz cevirmisler, «Belletilmis bir deli» demislerdi.
Celal Yıldırım : (13-14) Onların düşünüp ibret alması nerede ? Gerçekten kendilerine (Hakk'ı) açıklayan bir peygamber geldiği halde onlar O'ndan yüzçevirdiler de «öğretilmiş bir deli» dediler.
Diyanet İşleri : Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
Diyanet İşleri (eski) : (13-14) Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, 'Belletilmiş bir deli' demişlerdi.
Diyanet Vakfi : Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Edip Yüksel : Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,
Elmalılı Hamdi Yazır : Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de
Fizilal-il Kuran : Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Gültekin Onan : Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.
Hakkı Yılmaz : (13,14) Nerede onlarda öğüt almak? Hâlbuki kendilerine açıklayıcı bir elçi gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Öğretilmiş bir deli/ gizli güçlerce desteklenen biri!” dediler.
Hasan Basri Çantay : Onlar için düşünüb ibret almak nerede? Kendilerine (hakıykatleri) açıklayan bir peygamber geldiği halde.
Hayrat Neşriyat : Nerede onlarda ibret almak? Hâlbuki kendilerine gerçekten apaçık beyân eden bir peygamber gelmişti.
İbni Kesir : Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti.
İskender Evrenosoğlu : Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.
Muhammed Esed : (Ama) bu hatırlama (Son Saat'te) onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti,
Ömer Nasuhi Bilmen : (13-14) Onlar için öğüt almak nerede! Halbuki, muhakkak onlara apaçık bildiren bir peygamber geldi. Sonra ondan yüz çevirdiler ve «Öğretilmiş bir mecnûndur,» dediler.
Ömer Öngüt : Nerede onlarda düşünüp öğüt almak? Oysa onlara apaçık bir peygamber gelmişti.
Şaban Piriş : -Onlar nereden öğüt alacaklar? Kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Suat Yıldırım : (13-14) Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: "Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki!" dediler.
Süleyman Ateş : Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Tefhim-ul Kuran : Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir peygamber gelmişti.
Ümit Şimşek : Onlar nerede, öğüt almak nerede? Halbuki onlara herşeyi açıkça bildiren bir peygamber gelmişti.
Yaşar Nuri Öztürk : Nerede onlarda öğüt almak? Yemin olsun, delillerle açıklayan bir resul gelmişti onlara.
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için
TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen
dikkatli olunuz.]