» 22 / Hac  11:

Kuran Sırası: 22
İniş Sırası: 103
Hac Suresi = Ziyaret Suresi
Hac ibadetinden bahsedildiginden bu adi almistir.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78

"Kuran okuduğun zaman, taşlanmış şeytandan ALLAH'a sığın!"
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَمِنَ (WMN) = ve mine : ve
2. النَّاسِ (ELNES) = n-nāsi : insanlardan
3. مَنْ (MN) = men : kimi
4. يَعْبُدُ (YABD̃) = yeǎ'budu : ibadet eder
5. اللَّهَ (ELLH) = llahe : Allah'a
6. عَلَىٰ (AL) = ǎlā :
7. حَرْفٍ (ḪRF) = Harfin : bir kenardan (uçurumdan)
8. فَإِنْ (FÎN) = fe in : eğer
9. أَصَابَهُ (ÊṦEBH) = eSābehu : kendisine gelirse
10. خَيْرٌ (ḢYR) = ḣayrun : bir hayır
11. اطْمَأَنَّ (EŦMÊN) = Tmeenne : huzura kavuşur
12. بِهِ (BH) = bihi : onunla
13. وَإِنْ (WÎN) = ve in : ve eğer
14. أَصَابَتْهُ (ÊṦEBTH) = eSābethu : başına gelirse
15. فِتْنَةٌ (FTNT) = fitnetun : bir kötülük
16. انْقَلَبَ (ENGLB) = nḳalebe : döner
17. عَلَىٰ (AL) = ǎlā : üstü
18. وَجْهِهِ (WCHH) = vechihi : yüz
19. خَسِرَ (ḢSR) = ḣasira : o kaybetmiştir
20. الدُّنْيَا (ELD̃NYE) = d-dunyā : dünyayı
21. وَالْاخِرَةَ (WEL ËḢRT) = vel'āḣirate : ve ahireti
22. ذَٰلِكَ (Z̃LK) = ƶālike : işte budur
23. هُوَ (HW) = huve : o
24. الْخُسْرَانُ (ELḢSREN) = l-ḣusrānu : ziyan
25. الْمُبِينُ (ELMBYN) = l-mubīnu : apaçık
ve | insanlardan | kimi | ibadet eder | Allah'a | | bir kenardan (uçurumdan) | eğer | kendisine gelirse | bir hayır | huzura kavuşur | onunla | ve eğer | başına gelirse | bir kötülük | döner | üstü | yüz | o kaybetmiştir | dünyayı | ve ahireti | işte budur | o | ziyan | apaçık |

[] [NWS] [] [ABD̃] [] [] [ḪRF] [] [ṦWB] [ḢYR] [ŦMN] [] [] [ṦWB] [FTN] [GLB] [] [WCH] [ḢSR] [D̃NW] [EḢR] [] [] [ḢSR] [BYN]
WMN ELNES MN YABD̃ ELLH AL ḪRF FÎN ÊṦEBH ḢYR EŦMÊN BH WÎN ÊṦEBTH FTNT ENGLB AL WCHH ḢSR ELD̃NYE WEL ËḢRT Z̃LK HW ELḢSREN ELMBYN

ve mine n-nāsi men yeǎ'budu llahe ǎlā Harfin fe in eSābehu ḣayrun Tmeenne bihi ve in eSābethu fitnetun nḳalebe ǎlā vechihi ḣasira d-dunyā vel'āḣirate ƶālike huve l-ḣusrānu l-mubīnu
ومن الناس من يعبد الله على حرف فإن أصابه خير اطمأن به وإن أصابته فتنة انقلب على وجهه خسر الدنيا والآخرة ذلك هو الخسران المبين

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ومن | WMN ve mine ve And among
الناس ن و س | NWS ELNES n-nāsi insanlardan the mankind
من | MN men kimi (is he) who
يعبد ع ب د | ABD̃ YABD̃ yeǎ'budu ibadet eder worships
الله | ELLH llahe Allah'a Allah
على | AL ǎlā on
حرف ح ر ف | ḪRF ḪRF Harfin bir kenardan (uçurumdan) an edge.
فإن | FÎN fe in eğer And if
أصابه ص و ب | ṦWB ÊṦEBH eSābehu kendisine gelirse befalls him
خير خ ي ر | ḢYR ḢYR ḣayrun bir hayır good,
اطمأن ط م ن | ŦMN EŦMÊN Tmeenne huzura kavuşur he is content
به | BH bihi onunla with it,
وإن | WÎN ve in ve eğer and if
أصابته ص و ب | ṦWB ÊṦEBTH eSābethu başına gelirse befalls him
فتنة ف ت ن | FTN FTNT fitnetun bir kötülük a trial
انقلب ق ل ب | GLB ENGLB nḳalebe döner he turns
على | AL ǎlā üstü on
وجهه و ج ه | WCH WCHH vechihi yüz his face.
خسر خ س ر | ḢSR ḢSR ḣasira o kaybetmiştir He has lost
الدنيا د ن و | D̃NW ELD̃NYE d-dunyā dünyayı the world
والآخرة ا خ ر | EḢR WEL ËḢRT vel'āḣirate ve ahireti and the Hereafter.
ذلك | Z̃LK ƶālike işte budur That
هو | HW huve o [it]
الخسران خ س ر | ḢSR ELḢSREN l-ḣusrānu ziyan (is) the loss
المبين ب ي ن | BYN ELMBYN l-mubīnu apaçık clear.

22:11 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve | insanlardan | kimi | ibadet eder | Allah'a | | bir kenardan (uçurumdan) | eğer | kendisine gelirse | bir hayır | huzura kavuşur | onunla | ve eğer | başına gelirse | bir kötülük | döner | üstü | yüz | o kaybetmiştir | dünyayı | ve ahireti | işte budur | o | ziyan | apaçık |

[] [NWS] [] [ABD̃] [] [] [ḪRF] [] [ṦWB] [ḢYR] [ŦMN] [] [] [ṦWB] [FTN] [GLB] [] [WCH] [ḢSR] [D̃NW] [EḢR] [] [] [ḢSR] [BYN]
WMN ELNES MN YABD̃ ELLH AL ḪRF FÎN ÊṦEBH ḢYR EŦMÊN BH WÎN ÊṦEBTH FTNT ENGLB AL WCHH ḢSR ELD̃NYE WEL ËḢRT Z̃LK HW ELḢSREN ELMBYN

ve mine n-nāsi men yeǎ'budu llahe ǎlā Harfin fe in eSābehu ḣayrun Tmeenne bihi ve in eSābethu fitnetun nḳalebe ǎlā vechihi ḣasira d-dunyā vel'āḣirate ƶālike huve l-ḣusrānu l-mubīnu
ومن الناس من يعبد الله على حرف فإن أصابه خير اطمأن به وإن أصابته فتنة انقلب على وجهه خسر الدنيا والآخرة ذلك هو الخسران المبين

[] [ن و س] [] [ع ب د] [] [] [ح ر ف] [] [ص و ب] [خ ي ر] [ط م ن] [] [] [ص و ب] [ف ت ن] [ق ل ب] [] [و ج ه] [خ س ر] [د ن و] [ا خ ر] [] [] [خ س ر] [ب ي ن]

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ومن | WMN ve mine ve And among
Vav,Mim,Nun,
6,40,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
P – preposition
الواو عاطفة
حرف جر
الناس ن و س | NWS ELNES n-nāsi insanlardan the mankind
Elif,Lam,Nun,Elif,Sin,
1,30,50,1,60,
N – genitive masculine plural noun
اسم مجرور
من | MN men kimi (is he) who
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
يعبد ع ب د | ABD̃ YABD̃ yeǎ'budu ibadet eder worships
Ye,Ayn,Be,Dal,
10,70,2,4,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb
فعل مضارع
الله | ELLH llahe Allah'a Allah
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – accusative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة منصوب
على | AL ǎlā on
Ayn,Lam,,
70,30,,
P – preposition
حرف جر
حرف ح ر ف | ḪRF ḪRF Harfin bir kenardan (uçurumdan) an edge.
Ha,Re,Fe,
8,200,80,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
فإن | FÎN fe in eğer And if
Fe,,Nun,
80,,50,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
COND – conditional particle
الفاء عاطفة
حرف شرط
أصابه ص و ب | ṦWB ÊṦEBH eSābehu kendisine gelirse befalls him
,Sad,Elif,Be,He,
,90,1,2,5,
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
فعل ماض والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
خير خ ي ر | ḢYR ḢYR ḣayrun bir hayır good,
Hı,Ye,Re,
600,10,200,
N – nominative masculine singular indefinite noun
اسم مرفوع
اطمأن ط م ن | ŦMN EŦMÊN Tmeenne huzura kavuşur he is content
Elif,Tı,Mim,,Nun,
1,9,40,,50,
V – 3rd person masculine singular (form XII) perfect verb
فعل ماض
به | BH bihi onunla with it,
Be,He,
2,5,
P – prefixed preposition bi
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
وإن | WÎN ve in ve eğer and if
Vav,,Nun,
6,,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
COND – conditional particle
الواو عاطفة
حرف شرط
أصابته ص و ب | ṦWB ÊṦEBTH eSābethu başına gelirse befalls him
,Sad,Elif,Be,Te,He,
,90,1,2,400,5,
V – 3rd person feminine singular (form IV) perfect verb
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
فعل ماض والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
فتنة ف ت ن | FTN FTNT fitnetun bir kötülük a trial
Fe,Te,Nun,Te merbuta,
80,400,50,400,
N – nominative feminine indefinite noun
اسم مرفوع
انقلب ق ل ب | GLB ENGLB nḳalebe döner he turns
Elif,Nun,Gaf,Lam,Be,
1,50,100,30,2,
V – 3rd person masculine singular (form VII) perfect verb
فعل ماض
على | AL ǎlā üstü on
Ayn,Lam,,
70,30,,
P – preposition
حرف جر
وجهه و ج ه | WCH WCHH vechihi yüz his face.
Vav,Cim,He,He,
6,3,5,5,
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
خسر خ س ر | ḢSR ḢSR ḣasira o kaybetmiştir He has lost
Hı,Sin,Re,
600,60,200,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
الدنيا د ن و | D̃NW ELD̃NYE d-dunyā dünyayı the world
Elif,Lam,Dal,Nun,Ye,Elif,
1,30,4,50,10,1,
N – nominative feminine singular noun
اسم مرفوع
والآخرة ا خ ر | EḢR WEL ËḢRT vel'āḣirate ve ahireti and the Hereafter.
Vav,Elif,Lam,,Hı,Re,Te merbuta,
6,1,30,,600,200,400,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – accusative feminine singular noun
الواو عاطفة
اسم منصوب
ذلك | Z̃LK ƶālike işte budur That
Zel,Lam,Kef,
700,30,20,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
هو | HW huve o [it]
He,Vav,
5,6,
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
ضمير منفصل
الخسران خ س ر | ḢSR ELḢSREN l-ḣusrānu ziyan (is) the loss
Elif,Lam,Hı,Sin,Re,Elif,Nun,
1,30,600,60,200,1,50,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
المبين ب ي ن | BYN ELMBYN l-mubīnu apaçık clear.
Elif,Lam,Mim,Be,Ye,Nun,
1,30,40,2,10,50,
N – nominative masculine (form IV) active participle
اسم مرفوع
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَمِنَ: ve | النَّاسِ: insanlardan | مَنْ: kimi | يَعْبُدُ: ibadet eder | اللَّهَ: Allah'a | عَلَىٰ: | حَرْفٍ: bir kenardan (uçurumdan) | فَإِنْ: eğer | أَصَابَهُ: kendisine gelirse | خَيْرٌ: bir hayır | اطْمَأَنَّ: huzura kavuşur | بِهِ: onunla | وَإِنْ: ve eğer | أَصَابَتْهُ: başına gelirse | فِتْنَةٌ: bir kötülük | انْقَلَبَ: döner | عَلَىٰ: üstü | وَجْهِهِ: yüz | خَسِرَ: o kaybetmiştir | الدُّنْيَا: dünyayı | وَالْاخِرَةَ: ve ahireti | ذَٰلِكَ: işte budur | هُوَ: o | الْخُسْرَانُ: ziyan | الْمُبِينُ: apaçık |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ومن WMN ve | الناس ELNES insanlardan | من MN kimi | يعبد YABD̃ ibadet eder | الله ELLH Allah'a | على AL | حرف ḪRF bir kenardan (uçurumdan) | فإن FÎN eğer | أصابه ÊṦEBH kendisine gelirse | خير ḢYR bir hayır | اطمأن EŦMÊN huzura kavuşur | به BH onunla | وإن WÎN ve eğer | أصابته ÊṦEBTH başına gelirse | فتنة FTNT bir kötülük | انقلب ENGLB döner | على AL üstü | وجهه WCHH yüz | خسر ḢSR o kaybetmiştir | الدنيا ELD̃NYE dünyayı | والآخرة WEL ËḢRT ve ahireti | ذلك Z̃LK işte budur | هو HW o | الخسران ELḢSREN ziyan | المبين ELMBYN apaçık |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve mine: ve | n-nāsi: insanlardan | men: kimi | yeǎ'budu: ibadet eder | llahe: Allah'a | ǎlā: | Harfin: bir kenardan (uçurumdan) | fe in: eğer | eSābehu: kendisine gelirse | ḣayrun: bir hayır | Tmeenne: huzura kavuşur | bihi: onunla | ve in: ve eğer | eSābethu: başına gelirse | fitnetun: bir kötülük | nḳalebe: döner | ǎlā: üstü | vechihi: yüz | ḣasira: o kaybetmiştir | d-dunyā: dünyayı | vel'āḣirate: ve ahireti | ƶālike: işte budur | huve: o | l-ḣusrānu: ziyan | l-mubīnu: apaçık |
Kırık Meal (Transcript) : |WMN: ve | ELNES: insanlardan | MN: kimi | YABD̃: ibadet eder | ELLH: Allah'a | AL: | ḪRF: bir kenardan (uçurumdan) | FÎN: eğer | ÊṦEBH: kendisine gelirse | ḢYR: bir hayır | EŦMÊN: huzura kavuşur | BH: onunla | WÎN: ve eğer | ÊṦEBTH: başına gelirse | FTNT: bir kötülük | ENGLB: döner | AL: üstü | WCHH: yüz | ḢSR: o kaybetmiştir | ELD̃NYE: dünyayı | WEL ËḢRT: ve ahireti | Z̃LK: işte budur | HW: o | ELḢSREN: ziyan | ELMBYN: apaçık |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve insanlardan, Allah'a kalbiyle değil de diliyle kulluk eden de var; ona bir hayır isâbet ederse kalbi yatışır o hayır yüzünden, fakat bir sınamaya uğrarsa yüzü dönüverir; dünyâda da ziyan eder, âhirette de; işte budur apaçık ziyan.
Adem Uğur : İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.
Ahmed Hulusi : İnsanlardan kimi de vardır ki, Allâh'a tek taraflı (işine gelen şeyler yönünden) kulluğu kabul eder. Eğer ona bir hayır isâbet eder ise, onunla keyiflenir. . . Şayet ona bir belâ isâbet eder ise, yüzüstü döner (kulluğunu inkâr eder). . . (Böylesinin) dünyası da gelecek yaşamı da yitirilmiştir. İşte bu apaçık hüsranın ta kendisidir!
Ahmet Tekin : Allah’a, sanki bir yar kenarındaymış gibi tereddütlü, iman ile küfür sınırında kulluk ve ibadet eden insanlar da var. Kendilerine bir hayır dokunursa, buna pek memnun olurlar. Eğer musibete uğrarlarsa, çehreleri değişir, dinden yüz çevirirler. Onlar dünyalarını da, âhiretlerini, ebedî yurtlarını da kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek zarar, kayıp budur.
Ahmet Varol : İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan (yarım yamalak) ibadet eder. Eğer kendine bir hayır dokunursa onunla tatmin olur ve eğer başına bir bela gelirse yüzüstü döner. O dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu apaçık bir kayıptır.
Ali Bulaç : İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.
Ali Fikri Yavuz : İnsanlardan kimi de Allah’a dinin bir ucundan ibadet eder; eğer kendisine bir hayır isabet ederse ona razı olur, kararlaşır ve eğer bir bela isabet ederse, yüzü üstü döner (dinden çıkar). Dünya ve ahireti perişan olur. İşte bu aldanış, apaçık ziyandır.
Bekir Sadak : insanlar icinde Allah'a, bir yar kenarindaymis gibi kulluk eden vardir. Ona bir iyilik gelirse yatisir, basina bir bela gelirse yuz ustu doner. Dunyayi da ahireti de kaybeder. iste apacik kayip budur.
Celal Yıldırım : İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan (şüphe üzere) ibâdet eder; kendisine bir iyilik erişirse, onunla gönlü yatışır; bir sıkıntı, dert ve belâ dokunursa, yüzüstü döner de hem Dünya'da, hem Âhiret'te zarara uğramış olur. Bu da çok açık bir ziyandır.
Diyanet İşleri : İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
Diyanet İşleri (eski) : İnsanlar içinde Allah'a, bir yar kenarındaymış gibi kulluk eden vardır. Ona bir iyilik gelirse yatışır, başına bir bela gelirse yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.
Diyanet Vakfi : İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.
Edip Yüksel : İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH'a koşullu olarak kulluk eder. İşleri yolunda gidince sevinir; ancak başına bir bela gelince yüzünü çevirir. Böylece dünyayı da ahireti de kaybeder. Gerçek kayıp işte budur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İnsanlardan kimi de Allah'a bir yar kenarındaymış gibi ibadet eder, eğer kendisine bir iyilik gelirse ona gönlü yatışır ve eğer başına bir bela gelirse yüzüstü dönüverir. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder, eğer kendisine bir iyilik dokunursa ona yatışır ve eğer bir bela gelirse yüzüstü dönüverir; dünyayı da ahireti de kaybetmiş olur, işte açık hüsran budur.
Elmalılı Hamdi Yazır : Nâstan kimi de Allaha kıyıdan kıyıya ıbadet eder, eğer kendisine bir hayır isabet ederse ona yatışır ve eğer bir mihnet isabet ederse yüz üstü dönüverir «dünyayı da ahireti de kaybetmiş» olur, işte husranı mübîn odur
Fizilal-il Kuran : İnsanlar arasında öylesi de var ki, sınırlı ve somut bir amaç uğruna Allah'a kulluk eder. Eğer işleri iyi giderse hoşnut olur. Fakat eğer sınav amaçlı bir sıkıntı ile karşılaşırsa yüzgeri eder, sırt çevirir. Böylesi hem dünyayı hem de ahireti kaybeder ki, işte apaçık hüsran budur.
Gültekin Onan : İnsanlardan kimi, Tanrı'ya bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir (kalebe). O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.
Hakkı Yılmaz : (11-13) İnsanlardan kimi de Allah'a belirsiz bir taraf üzerinde/ kararsız, net çizgisiz bir şekilde kulluk eder. O nedenle eğer kendisine bir iyilik gelirse, onunla zihnindeki tüm soru işaretlerini gidererek rahata kavuşmuş olur. Ve eğer kendisine bir sosyal yangın/ sıkıntı gelirse yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı da âhireti de kaybetti. İşte bu, apaçık kaybın ta kendisidir. O, Allah'ın astlarından kendine zarar ve menfaat veremeyecek şeylere yalvarır. İşte bu, çok uzak sapıklığın ta kendisidir. O, zararı yararından daha yakın olana yalvarıyor. Yalvardığı o şey ne kötü yardımcı, koruyucu ve ne kötü yoldaştır.
Hasan Basri Çantay : İnsanlardan kimi de Allaha, (dîninin) yalınız bir taraf (ın)-dan (tutub), ibâdet eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa ona yapışır. Eğer bir fitne isaabet ederse yüzü üstü döner. Dünyâda da, âhiretde de hüsrana uğramışdır o. Bu ise apaçık ziyanın ta kendisidir.
Hayrat Neşriyat : İnsanlardan bazısı da, Allah’a bir kenardan (şübhe içinde) kulluk eder. Artık ona bir iyilik isâbet ederse, onunla mutmain olur. Fakat ona bir kötülük isâbet ederse, yüzüstü döner (dinden çıkar). Dünyayı da, âhireti de kaybetmiştir. İşte o apaçık hüsran, budur!
İbni Kesir : İnsanlardan öyleleri de vardır ki; Allah'a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder. Ona bir iyilik gelirse yatışır. Başına bir bela gelirse; yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık kayıp budur.
İskender Evrenosoğlu : İnsanlardan (öyle) kimseler vardır ki, Allah'a az (gönülsüz) ibadet eder. Ona bir hayır isabet etse onunla tatmin olur. Ve bir fitne isabet etse yüz geri döner. (Onlar), dünyada ve ahirette hüsrandadır. İşte o, apaçık hüsrandır.
Muhammed Esed : Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah'a (imanla küfrün) sınır(ın)da kulluk eder; öyle ki, başına bir iyilik gelse, O'ndan hoşnut olur; ama başına sınayıcı bir güçlük gelse hemen bütünüyle yüz çevirir, ve böylece dünyayı da, ahireti de kaybeder; zaten, hiçbir şeyle kıyaslanamayan kayıp da gerçekte budur!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve insanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a bir tereddüt üzere ibadet eder. Eğer ona bir hayır dokunursa onunla yüreği rahat eder ve eğer bir mihnet dokunursa yüzü üzerine geri döner. Dünyada da ahirette de ziyana uğramıştır. İşte apaçık ziyan budur, bu.
Ömer Öngüt : İnsanlardan kimi de, Allah'a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa buna pek memnun olur. Başına bir belâ gelirse yüzüstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.
Şaban Piriş : İnsanlardan, Allah’a bir uçurum kenarındaymış gibi kulluk edenler var. Eğer ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eğer bir imtihana tabi tutularsa, yüz üstü döner. Dünya ve ahireti kaybeder. İşte apaçık hüsran budur.
Suat Yıldırım : Öyle insanlar vardır ki Allah’a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur.
Süleyman Ateş : İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan, ibâdet eder. Eğer kendisine bir hayır gelirse onunla huzûra kavuşur (sevinir) ve eğer başına bir kötülük gelirse yüz üstü döner (dini kötüleyerek ondan vazgeçer). O, dünyâyı da, âhireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur.
Tefhim-ul Kuran : İnsanlardan kimi de, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.
Ümit Şimşek : İnsanlardan öylesi de var ki, Allah'a iğreti şekilde kulluk eder. Kendisine bir iyilik eriştiğinde onunla mutlu olur; başına bir imtihan geldiği zaman ise yüz geri dönüverir. O, dünyada da, âhirette de ziyana uğramıştır. Apaçık bir hüsran diye işte buna denir.
Yaşar Nuri Öztürk : İnsanlardan bazısı da Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder. Kendisine bir hayır isabet ettiğinde, onunla tatmin bulup yatışır; kendisine bir fitne, bir deneme gelip çattığında yüzüstü geri dönüverir. Dünyada da kayba uğramıştır böylesi, âhirette de. Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}