» 9 / Tevbe  24:

Kuran Sırası: 9
İniş Sırası: 113
Tevbe Suresi = Tövbe Suresi
ismini 104. ayetinde yer alan Allah’in tövbeleri çokça kabul ettigi çokça bagisladiginin ifade edilmesinden alir.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129

"Kuran okuduğun zaman, taşlanmış şeytandan ALLAH'a sığın!"
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. قُلْ (GL) = ḳul : de ki
2. إِنْ (ÎN) = in : eğer
3. كَانَ (KEN) = kāne : ise
4. ابَاؤُكُمْ ( ËBEÙKM) = ābā'ukum : babalarınız
5. وَأَبْنَاؤُكُمْ (WÊBNEÙKM) = ve ebnā'ukum : ve oğullarınız
6. وَإِخْوَانُكُمْ (WÎḢWENKM) = ve iḣvānukum : ve kardeşleriniz
7. وَأَزْوَاجُكُمْ (WÊZWECKM) = ve ezvācukum : ve eşleriniz
8. وَعَشِيرَتُكُمْ (WAŞYRTKM) = ve ǎşīratukum : ve hısım akrabanız
9. وَأَمْوَالٌ (WÊMWEL) = ve emvālun : ve mallar
10. اقْتَرَفْتُمُوهَا (EGTRFTMWHE) = ḳteraftumūhā : kazandığınız
11. وَتِجَارَةٌ (WTCERT) = ve ticāratun : ve ticaret(iniz)
12. تَخْشَوْنَ (TḢŞWN) = teḣşevne : korktuğunuz
13. كَسَادَهَا (KSED̃HE) = kesādehā : düşmesinden
14. وَمَسَاكِنُ (WMSEKN) = ve mesākinu : ve konutlar
15. تَرْضَوْنَهَا (TRŽWNHE) = terDevnehā : hoşlandığınız
16. أَحَبَّ (ÊḪB) = eHabbe : daha sevgili (ise)
17. إِلَيْكُمْ (ÎLYKM) = ileykum : size
18. مِنَ (MN) = mine : -tan
19. اللَّهِ (ELLH) = llahi : Allah-
20. وَرَسُولِهِ (WRSWLH) = ve rasūlihi : ve Elçisi(nden)
21. وَجِهَادٍ (WCHED̃) = ve cihādin : ve cihad etmekten
22. فِي (FY) = fī :
23. سَبِيلِهِ (SBYLH) = sebīlihi : O'nun yolunda
24. فَتَرَبَّصُوا (FTRBṦWE) = feterabbeSū : o halde gözetleyin
25. حَتَّىٰ (ḪT) = Hattā : kadar
26. يَأْتِيَ (YÊTY) = ye'tiye : getirinceye
27. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah
28. بِأَمْرِهِ (BÊMRH) = biemrihi : emrini
29. وَاللَّهُ (WELLH) = vallahu : ve Allah
30. لَا (LE) = lā :
31. يَهْدِي (YHD̃Y) = yehdī : (doğru) yola iletmez
32. الْقَوْمَ (ELGWM) = l-ḳavme : topluluğu
33. الْفَاسِقِينَ (ELFESGYN) = l-fāsiḳīne : yoldan çıkmış
de ki | eğer | ise | babalarınız | ve oğullarınız | ve kardeşleriniz | ve eşleriniz | ve hısım akrabanız | ve mallar | kazandığınız | ve ticaret(iniz) | korktuğunuz | düşmesinden | ve konutlar | hoşlandığınız | daha sevgili (ise) | size | -tan | Allah- | ve Elçisi(nden) | ve cihad etmekten | | O'nun yolunda | o halde gözetleyin | kadar | getirinceye | Allah | emrini | ve Allah | | (doğru) yola iletmez | topluluğu | yoldan çıkmış |

[GWL] [] [KWN] [EBW] [BNY] [EḢW] [ZWC] [AŞR] [MWL] [GRF] [TCR] [ḢŞY] [KSD̃] [SKN] [RŽW] [ḪBB] [] [] [] [RSL] [CHD̃] [] [SBL] [RBṦ] [] [ETY] [] [EMR] [] [] [HD̃Y] [GWM] [FSG]
GL ÎN KEN ËBEÙKM WÊBNEÙKM WÎḢWENKM WÊZWECKM WAŞYRTKM WÊMWEL EGTRFTMWHE WTCERT TḢŞWN KSED̃HE WMSEKN TRŽWNHE ÊḪB ÎLYKM MN ELLH WRSWLH WCHED̃ FY SBYLH FTRBṦWE ḪT YÊTY ELLH BÊMRH WELLH LE YHD̃Y ELGWM ELFESGYN

ḳul in kāne ābā'ukum ve ebnā'ukum ve iḣvānukum ve ezvācukum ve ǎşīratukum ve emvālun ḳteraftumūhā ve ticāratun teḣşevne kesādehā ve mesākinu terDevnehā eHabbe ileykum mine llahi ve rasūlihi ve cihādin sebīlihi feterabbeSū Hattā ye'tiye llahu biemrihi vallahu yehdī l-ḳavme l-fāsiḳīne
قل إن كان آباؤكم وأبناؤكم وإخوانكم وأزواجكم وعشيرتكم وأموال اقترفتموها وتجارة تخشون كسادها ومساكن ترضونها أحب إليكم من الله ورسوله وجهاد في سبيله فتربصوا حتى يأتي الله بأمره والله لا يهدي القوم الفاسقين

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قل ق و ل | GWL GL ḳul de ki Say,
إن | ÎN in eğer """If"
كان ك و ن | KWN KEN kāne ise are
آباؤكم ا ب و | EBW ËBEÙKM ābā'ukum babalarınız your fathers,
وأبناؤكم ب ن ي | BNY WÊBNEÙKM ve ebnā'ukum ve oğullarınız and your sons,
وإخوانكم ا خ و | EḢW WÎḢWENKM ve iḣvānukum ve kardeşleriniz and your brothers,
وأزواجكم ز و ج | ZWC WÊZWECKM ve ezvācukum ve eşleriniz and your spouses,
وعشيرتكم ع ش ر | AŞR WAŞYRTKM ve ǎşīratukum ve hısım akrabanız and your relatives,
وأموال م و ل | MWL WÊMWEL ve emvālun ve mallar and wealth
اقترفتموها ق ر ف | GRF EGTRFTMWHE ḳteraftumūhā kazandığınız that you have acquired
وتجارة ت ج ر | TCR WTCERT ve ticāratun ve ticaret(iniz) and the commerce,
تخشون خ ش ي | ḢŞY TḢŞWN teḣşevne korktuğunuz you fear
كسادها ك س د | KSD̃ KSED̃HE kesādehā düşmesinden a decline (in) it
ومساكن س ك ن | SKN WMSEKN ve mesākinu ve konutlar and the dwellings
ترضونها ر ض و | RŽW TRŽWNHE terDevnehā hoşlandığınız you delight (in) it
أحب ح ب ب | ḪBB ÊḪB eHabbe daha sevgili (ise) (are) more beloved
إليكم | ÎLYKM ileykum size to you
من | MN mine -tan than
الله | ELLH llahi Allah- Allah,
ورسوله ر س ل | RSL WRSWLH ve rasūlihi ve Elçisi(nden) and His Messenger
وجهاد ج ه د | CHD̃ WCHED̃ ve cihādin ve cihad etmekten and striving
في | FY in
سبيله س ب ل | SBL SBYLH sebīlihi O'nun yolunda His way,
فتربصوا ر ب ص | RBṦ FTRBṦWE feterabbeSū o halde gözetleyin then wait
حتى | ḪT Hattā kadar until
يأتي ا ت ي | ETY YÊTY ye'tiye getirinceye Allah brings
الله | ELLH llahu Allah Allah brings
بأمره ا م ر | EMR BÊMRH biemrihi emrini His Command.
والله | WELLH vallahu ve Allah And Allah
لا | LE (does) not
يهدي ه د ي | HD̃Y YHD̃Y yehdī (doğru) yola iletmez guide
القوم ق و م | GWM ELGWM l-ḳavme topluluğu the people -
الفاسقين ف س ق | FSG ELFESGYN l-fāsiḳīne yoldan çıkmış "the defiantly disobedient."""

9:24 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

de ki | eğer | ise | babalarınız | ve oğullarınız | ve kardeşleriniz | ve eşleriniz | ve hısım akrabanız | ve mallar | kazandığınız | ve ticaret(iniz) | korktuğunuz | düşmesinden | ve konutlar | hoşlandığınız | daha sevgili (ise) | size | -tan | Allah- | ve Elçisi(nden) | ve cihad etmekten | | O'nun yolunda | o halde gözetleyin | kadar | getirinceye | Allah | emrini | ve Allah | | (doğru) yola iletmez | topluluğu | yoldan çıkmış |

[GWL] [] [KWN] [EBW] [BNY] [EḢW] [ZWC] [AŞR] [MWL] [GRF] [TCR] [ḢŞY] [KSD̃] [SKN] [RŽW] [ḪBB] [] [] [] [RSL] [CHD̃] [] [SBL] [RBṦ] [] [ETY] [] [EMR] [] [] [HD̃Y] [GWM] [FSG]
GL ÎN KEN ËBEÙKM WÊBNEÙKM WÎḢWENKM WÊZWECKM WAŞYRTKM WÊMWEL EGTRFTMWHE WTCERT TḢŞWN KSED̃HE WMSEKN TRŽWNHE ÊḪB ÎLYKM MN ELLH WRSWLH WCHED̃ FY SBYLH FTRBṦWE ḪT YÊTY ELLH BÊMRH WELLH LE YHD̃Y ELGWM ELFESGYN

ḳul in kāne ābā'ukum ve ebnā'ukum ve iḣvānukum ve ezvācukum ve ǎşīratukum ve emvālun ḳteraftumūhā ve ticāratun teḣşevne kesādehā ve mesākinu terDevnehā eHabbe ileykum mine llahi ve rasūlihi ve cihādin sebīlihi feterabbeSū Hattā ye'tiye llahu biemrihi vallahu yehdī l-ḳavme l-fāsiḳīne
قل إن كان آباؤكم وأبناؤكم وإخوانكم وأزواجكم وعشيرتكم وأموال اقترفتموها وتجارة تخشون كسادها ومساكن ترضونها أحب إليكم من الله ورسوله وجهاد في سبيله فتربصوا حتى يأتي الله بأمره والله لا يهدي القوم الفاسقين

[ق و ل] [] [ك و ن] [ا ب و] [ب ن ي] [ا خ و] [ز و ج] [ع ش ر] [م و ل] [ق ر ف] [ت ج ر] [خ ش ي] [ك س د] [س ك ن] [ر ض و] [ح ب ب] [] [] [] [ر س ل] [ج ه د] [] [س ب ل] [ر ب ص] [] [ا ت ي] [] [ا م ر] [] [] [ه د ي] [ق و م] [ف س ق]

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قل ق و ل | GWL GL ḳul de ki Say,
Gaf,Lam,
100,30,
V – 2nd person masculine singular imperative verb
فعل أمر
إن | ÎN in eğer """If"
,Nun,
,50,
COND – conditional particle
حرف شرط
كان ك و ن | KWN KEN kāne ise are
Kef,Elif,Nun,
20,1,50,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
آباؤكم ا ب و | EBW ËBEÙKM ābā'ukum babalarınız your fathers,
,Be,Elif,,Kef,Mim,
,2,1,,20,40,
N – nominative masculine plural noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وأبناؤكم ب ن ي | BNY WÊBNEÙKM ve ebnā'ukum ve oğullarınız and your sons,
Vav,,Be,Nun,Elif,,Kef,Mim,
6,,2,50,1,,20,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine plural noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
الواو عاطفة
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وإخوانكم ا خ و | EḢW WÎḢWENKM ve iḣvānukum ve kardeşleriniz and your brothers,
Vav,,Hı,Vav,Elif,Nun,Kef,Mim,
6,,600,6,1,50,20,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine plural noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
الواو عاطفة
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وأزواجكم ز و ج | ZWC WÊZWECKM ve ezvācukum ve eşleriniz and your spouses,
Vav,,Ze,Vav,Elif,Cim,Kef,Mim,
6,,7,6,1,3,20,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine plural noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
الواو عاطفة
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وعشيرتكم ع ش ر | AŞR WAŞYRTKM ve ǎşīratukum ve hısım akrabanız and your relatives,
Vav,Ayn,Şın,Ye,Re,Te,Kef,Mim,
6,70,300,10,200,400,20,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative feminine noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
الواو عاطفة
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وأموال م و ل | MWL WÊMWEL ve emvālun ve mallar and wealth
Vav,,Mim,Vav,Elif,Lam,
6,,40,6,1,30,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine plural indefinite noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
اقترفتموها ق ر ف | GRF EGTRFTMWHE ḳteraftumūhā kazandığınız that you have acquired
Elif,Gaf,Te,Re,Fe,Te,Mim,Vav,He,Elif,
1,100,400,200,80,400,40,6,5,1,
V – 2nd person masculine plural (form VIII) perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل و«ها» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
وتجارة ت ج ر | TCR WTCERT ve ticāratun ve ticaret(iniz) and the commerce,
Vav,Te,Cim,Elif,Re,Te merbuta,
6,400,3,1,200,400,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative feminine indefinite noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
تخشون خ ش ي | ḢŞY TḢŞWN teḣşevne korktuğunuz you fear
Te,Hı,Şın,Vav,Nun,
400,600,300,6,50,
V – 2nd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
كسادها ك س د | KSD̃ KSED̃HE kesādehā düşmesinden a decline (in) it
Kef,Sin,Elif,Dal,He,Elif,
20,60,1,4,5,1,
N – accusative masculine noun
PRON – 3rd person feminine singular possessive pronoun
اسم منصوب و«ها» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ومساكن س ك ن | SKN WMSEKN ve mesākinu ve konutlar and the dwellings
Vav,Mim,Sin,Elif,Kef,Nun,
6,40,60,1,20,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine plural noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
ترضونها ر ض و | RŽW TRŽWNHE terDevnehā hoşlandığınız you delight (in) it
Te,Re,Dad,Vav,Nun,He,Elif,
400,200,800,6,50,5,1,
V – 2nd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل و«ها» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
أحب ح ب ب | ḪBB ÊḪB eHabbe daha sevgili (ise) (are) more beloved
,Ha,Be,
,8,2,
N – accusative masculine singular noun
اسم منصوب
إليكم | ÎLYKM ileykum size to you
,Lam,Ye,Kef,Mim,
,30,10,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
من | MN mine -tan than
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
الله | ELLH llahi Allah- Allah,
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – genitive proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مجرور
ورسوله ر س ل | RSL WRSWLH ve rasūlihi ve Elçisi(nden) and His Messenger
Vav,Re,Sin,Vav,Lam,He,
6,200,60,6,30,5,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
الواو عاطفة
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وجهاد ج ه د | CHD̃ WCHED̃ ve cihādin ve cihad etmekten and striving
Vav,Cim,He,Elif,Dal,
6,3,5,1,4,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – genitive masculine indefinite noun
الواو عاطفة
اسم مجرور
في | FY in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
سبيله س ب ل | SBL SBYLH sebīlihi O'nun yolunda His way,
Sin,Be,Ye,Lam,He,
60,2,10,30,5,
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
فتربصوا ر ب ص | RBṦ FTRBṦWE feterabbeSū o halde gözetleyin then wait
Fe,Te,Re,Be,Sad,Vav,Elif,
80,400,200,2,90,6,1,
REM – prefixed resumption particle
V – 2nd person masculine plural (form V) imperative verb
PRON – subject pronoun
الفاء استئنافية
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
حتى | ḪT Hattā kadar until
Ha,Te,,
8,400,,
P – preposition
حرف جر
يأتي ا ت ي | ETY YÊTY ye'tiye getirinceye Allah brings
Ye,,Te,Ye,
10,,400,10,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb, subjunctive mood
فعل مضارع منصوب
الله | ELLH llahu Allah Allah brings
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
بأمره ا م ر | EMR BÊMRH biemrihi emrini His Command.
Be,,Mim,Re,He,
2,,40,200,5,
P – prefixed preposition bi
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
جار ومجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
والله | WELLH vallahu ve Allah And Allah
Vav,Elif,Lam,Lam,He,
6,1,30,30,5,
"CONJ – prefixed conjunction wa (and)
PN – nominative proper noun → Allah"
الواو عاطفة
لفظ الجلالة مرفوع
لا | LE (does) not
Lam,Elif,
30,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
يهدي ه د ي | HD̃Y YHD̃Y yehdī (doğru) yola iletmez guide
Ye,He,Dal,Ye,
10,5,4,10,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb
فعل مضارع
القوم ق و م | GWM ELGWM l-ḳavme topluluğu the people -
Elif,Lam,Gaf,Vav,Mim,
1,30,100,6,40,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
الفاسقين ف س ق | FSG ELFESGYN l-fāsiḳīne yoldan çıkmış "the defiantly disobedient."""
Elif,Lam,Fe,Elif,Sin,Gaf,Ye,Nun,
1,30,80,1,60,100,10,50,
N – accusative masculine plural active participle
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |قُلْ: de ki | إِنْ: eğer | كَانَ: ise | ابَاؤُكُمْ: babalarınız | وَأَبْنَاؤُكُمْ: ve oğullarınız | وَإِخْوَانُكُمْ: ve kardeşleriniz | وَأَزْوَاجُكُمْ: ve eşleriniz | وَعَشِيرَتُكُمْ: ve hısım akrabanız | وَأَمْوَالٌ: ve mallar | اقْتَرَفْتُمُوهَا: kazandığınız | وَتِجَارَةٌ: ve ticaret(iniz) | تَخْشَوْنَ: korktuğunuz | كَسَادَهَا: düşmesinden | وَمَسَاكِنُ: ve konutlar | تَرْضَوْنَهَا: hoşlandığınız | أَحَبَّ: daha sevgili (ise) | إِلَيْكُمْ: size | مِنَ: -tan | اللَّهِ: Allah- | وَرَسُولِهِ: ve Elçisi(nden) | وَجِهَادٍ: ve cihad etmekten | فِي: | سَبِيلِهِ: O'nun yolunda | فَتَرَبَّصُوا: o halde gözetleyin | حَتَّىٰ: kadar | يَأْتِيَ: getirinceye | اللَّهُ: Allah | بِأَمْرِهِ: emrini | وَاللَّهُ: ve Allah | لَا: | يَهْدِي: (doğru) yola iletmez | الْقَوْمَ: topluluğu | الْفَاسِقِينَ: yoldan çıkmış |
Kırık Meal (Harekesiz) : |قل GL de ki | إن ÎN eğer | كان KEN ise | آباؤكم ËBEÙKM babalarınız | وأبناؤكم WÊBNEÙKM ve oğullarınız | وإخوانكم WÎḢWENKM ve kardeşleriniz | وأزواجكم WÊZWECKM ve eşleriniz | وعشيرتكم WAŞYRTKM ve hısım akrabanız | وأموال WÊMWEL ve mallar | اقترفتموها EGTRFTMWHE kazandığınız | وتجارة WTCERT ve ticaret(iniz) | تخشون TḢŞWN korktuğunuz | كسادها KSED̃HE düşmesinden | ومساكن WMSEKN ve konutlar | ترضونها TRŽWNHE hoşlandığınız | أحب ÊḪB daha sevgili (ise) | إليكم ÎLYKM size | من MN -tan | الله ELLH Allah- | ورسوله WRSWLH ve Elçisi(nden) | وجهاد WCHED̃ ve cihad etmekten | في FY | سبيله SBYLH O'nun yolunda | فتربصوا FTRBṦWE o halde gözetleyin | حتى ḪT kadar | يأتي YÊTY getirinceye | الله ELLH Allah | بأمره BÊMRH emrini | والله WELLH ve Allah | لا LE | يهدي YHD̃Y (doğru) yola iletmez | القوم ELGWM topluluğu | الفاسقين ELFESGYN yoldan çıkmış |
Kırık Meal (Okunuş) : |ḳul: de ki | in: eğer | kāne: ise | ābā'ukum: babalarınız | ve ebnā'ukum: ve oğullarınız | ve iḣvānukum: ve kardeşleriniz | ve ezvācukum: ve eşleriniz | ve ǎşīratukum: ve hısım akrabanız | ve emvālun: ve mallar | ḳteraftumūhā: kazandığınız | ve ticāratun: ve ticaret(iniz) | teḣşevne: korktuğunuz | kesādehā: düşmesinden | ve mesākinu: ve konutlar | terDevnehā: hoşlandığınız | eHabbe: daha sevgili (ise) | ileykum: size | mine: -tan | llahi: Allah- | ve rasūlihi: ve Elçisi(nden) | ve cihādin: ve cihad etmekten | : | sebīlihi: O'nun yolunda | feterabbeSū: o halde gözetleyin | Hattā: kadar | ye'tiye: getirinceye | llahu: Allah | biemrihi: emrini | vallahu: ve Allah | : | yehdī: (doğru) yola iletmez | l-ḳavme: topluluğu | l-fāsiḳīne: yoldan çıkmış |
Kırık Meal (Transcript) : |GL: de ki | ÎN: eğer | KEN: ise | ËBEÙKM: babalarınız | WÊBNEÙKM: ve oğullarınız | WÎḢWENKM: ve kardeşleriniz | WÊZWECKM: ve eşleriniz | WAŞYRTKM: ve hısım akrabanız | WÊMWEL: ve mallar | EGTRFTMWHE: kazandığınız | WTCERT: ve ticaret(iniz) | TḢŞWN: korktuğunuz | KSED̃HE: düşmesinden | WMSEKN: ve konutlar | TRŽWNHE: hoşlandığınız | ÊḪB: daha sevgili (ise) | ÎLYKM: size | MN: -tan | ELLH: Allah- | WRSWLH: ve Elçisi(nden) | WCHED̃: ve cihad etmekten | FY: | SBYLH: O'nun yolunda | FTRBṦWE: o halde gözetleyin | ḪT: kadar | YÊTY: getirinceye | ELLH: Allah | BÊMRH: emrini | WELLH: ve Allah | LE: | YHD̃Y: (doğru) yola iletmez | ELGWM: topluluğu | ELFESGYN: yoldan çıkmış |
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, aşîretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz alışveriş ve hoşunuza giden evler, sizce Allah'tan, Peygamberinden ve onun yolunda savaş etmeden daha sevimliyse bekleyin Allah'ın emri gelinciye dek ve Allah, buyruktan çıkan kötü topluluğu doğru yola sevketmez.
Adem Uğur : De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Ahmed Hulusi : De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler; size Allâh'tan, Rasûlünden ve O'nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allâh'ın hükmünün açığa çıkmasını bekleyin. . . Allâh fâsıklar (bilinçleri Hakk'a ve Din'e karşı körelmişler) topluluğuna hidâyet etmez. "
Ahmet Tekin : Onlara: 'Eğer babalarınızı, oğullarınızı, kardeşlerinizi, hanımlarınızı, akrabalarınızı, kabilenizi, elde ettiğiniz malları, kesada uğramasından korktuğunuz büyük ticarî kazançları, hoşlandığınız evler ve meskenleri, Allah ve Rasulünden ve Allah yolunda, İslâm uğrunda hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak yapacağınız cihattan daha çok seviyorsanız, artık Allah’ın planı gerçekleşinceye, dini, düzeni hakim oluncaya kadar bekleyin. Allah doğru ve mantıklı düşünmeyi terketmiş, fâsık, âsi, bozguncu bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, başarı nasib etmeyecektir.' de.
Ahmet Varol : De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, aşiretiniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler sizin için Allah'tan, Peygamber'inden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimliyse Allah buyruğunu bildirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez.'
Ali Bulaç : De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
Ali Fikri Yavuz : Ey Rasûlüm, o hicreti terk edenlere de ki: “- Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, soylarınız, kazandığınız mallar, geçersiz olmasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve Rasûlünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri (azabı) gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Bekir Sadak : De ki: «Babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, akrabaniz, elde ettiginiz mallar, durgun gitmesinden korktugunuz ticaret, hosunuza giden evler sizce Allah'tan peygamberinden ve Allah yolunda savasmaktan daha sevgili ise, Allah'in buyrugu gelene kadar bekleyin. Allah fasik kimseleri dogru yola eristirmez.» *
Celal Yıldırım : De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, bağlı bulunduğunuz oymak ve kabile; kazandığınız mallar, sürümsüzlüğünden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız konaklar size Allah ve Peygamberinden ve Allah yolunda cihâddan daha sevgili ve sevimli ise, Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin !. Allah fâsık (ilâhî sınırları aşan) bir topluluğu doğru yola eriştirmez.
Diyanet İşleri : De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.”
Diyanet İşleri (eski) : De ki: 'Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez.'
Diyanet Vakfi : De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Edip Yüksel : De ki: 'Ana babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aileniz, kazandığınız paralar, bozuk gitmesinden korktuğunuz iş ve hoşlandığınız evler ALLAH ve elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha sevgili ise, ALLAH emrini getirinceye kadar bekleyiniz.' ALLAH yoldan çıkmış toplumları doğruya iletmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : De ki: «Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, aşiretiniz, ele geçirdiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza giden evler size Allah ve peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah öyle fasıklar güruhunu doğru yola erdirmez.
Elmalılı Hamdi Yazır : Eğer, de: babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, hısımınız, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise artık, Allahın emri gelinciye kadar bekleyin, Allah öyle fasıkler güruhunu hidayete irdirmez
Fizilal-il Kuran : De ki; «Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım akrabanızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'dan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız Allah emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez.»
Gültekin Onan : De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Tanrı'dan, O'nun Resülü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Tanrı'nın buyruğu gelinceye kadar bekleyedurun. Tanrı, fasıklar kavmine hidayet vermez.
Hakkı Yılmaz : De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından ürperdiğiniz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah'tan, O'nun Elçisi'nden ve O'nun yolunda çaba harcamaktan daha sevimli ise, artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyiniz. Ve Allah, hak yoldan çıkmışlar toplumuna kılavuzluk etmez.
Hasan Basri Çantay : De ki: «Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesâd (a uğramasın) dan korka geldiğiniz bir ticâret ve hoşunuza gitmekte olan meskenler size Allahdan, Onun peygamberinden ve Onun yolundaki bir cihâddan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah faasıklar güruhunu hidâyete erdirmez.
Hayrat Neşriyat : De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, zevceleriniz, kabîleniz, kazandığınız mallar, (iyi iken) durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticâret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’dan, Resûlünden ve O’nun yolunda cihâd etmekten daha sevgili ise, artık Allah (hakkınızda azab) emrini getirinceye kadar bekleyin! Çünki Allah, fâsıklar topluluğunu (isyanlarındaki ısrarları sebebiyle) hidâyete erdirmez.'
İbni Kesir : De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler, size Allah'tan vve peygamberden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise; o zaman Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Ve Allah; fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.
İskender Evrenosoğlu : De ki: “Şâyet babalarınız ve oğullarınız ve kardeşleriniz ve zevceleriniz ve aşiretiniz ve kazandığınız mallarınız, kesada uğramasından (satışının durmasından) korktuğunuz ticaret ve razı olduğunuz (hoşunuza giden) evler, Allah'tan ve O'nun resûlünden ve O'nun (Allah'ın) yolunda cihad etmekten size daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.
Muhammed Esed : De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz oymak ya da boy, kazanıp (biriktirdiğiniz) mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız konutlar size Allahtan ve Onun Elçisinden ve Onun yolunda kavga vermekten daha gönül bağlayıcı geliyorsa, bekleyin o zaman Allah iradesini açığa vuruncaya kadar; Ve (bilin ki,) Allah, günaha gömülüp gitmiş bir topluluğa asla hidayet etmez".
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Eğer babalarınız, oğullarınız, kardaşlarınız, refikalarınız, kabileleriniz ve kazanmış olduğunuz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve hoşnut olduğunuz ikametgâhınız sizin için Allah Teâlâ'dan ve resûlünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevgili ise artık Allah Teâlâ'nın emri gelinceye kadar bekleyiniz! Ve Allah Teâlâ fâsıklar olan kavmi hidâyete erdirmez.»
Ömer Öngüt : Resulüm! De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz alış-verişler, hoşunuza gitmekte olan meskenler, size Allah'tan ve O'nun Peygamber'inden, Allah yolunda cihaddan daha sevgili iseler, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar gürûhunu hidayete erdirip doğru yola iletmez. ”
Şaban Piriş : De ki: -Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Resulünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevgili ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık topluma yol göstermez.
Suat Yıldırım : De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise... O halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin!Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.
Süleyman Ateş : De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabânız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihâdetmekten daha sevgili ise o halde Allâh emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allâh, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
Ümit Şimşek : De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah'tan, Resulünden ve Onun yolunda cihaddan daha sevimli geliyorsa, o zaman Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Çünkü Allah fasıkları amaçlarına ulaştırmaz.
Yaşar Nuri Öztürk : De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz."


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}