» 17 / Isrâ  5:

Kuran Sırası: 17
İniş Sırası: 50
Isra Suresi = Gece Yürüyüsü Suresi
Allah’in Hz. Muhammed’i gecenin bir vaktinde ayetlerinden bir kismini göstermek üzere Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksaya yürütmesinde almistir ismini.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111

"Kuran okuduğun zaman, taşlanmış şeytandan ALLAH'a sığın!"
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَإِذَا (FÎZ̃E) = feiƶā : ne zaman ki
2. جَاءَ (CEÙ) = cā'e : gelince
3. وَعْدُ (WAD̃) = veǎ'du : zamanı
4. أُولَاهُمَا (ÊWLEHME) = ūlāhumā : birincisinin
5. بَعَثْنَا (BAS̃NE) = beǎṧnā : gönderdik
6. عَلَيْكُمْ (ALYKM) = ǎleykum : üzerinize
7. عِبَادًا (ABED̃E) = ǐbāden : kullarımızı
8. لَنَا (LNE) = lenā : bizim
9. أُولِي (ÊWLY) = ūlī : çok güçlü
10. بَأْسٍ (BÊS) = be'sin : çok güçlü
11. شَدِيدٍ (ŞD̃YD̃) = şedīdin : çok güçlü
12. فَجَاسُوا (FCESWE) = fe cāsū : (sizi) araştırdılar
13. خِلَالَ (ḢLEL) = ḣilāle : aralarına girip
14. الدِّيَارِ (ELD̃YER) = d-diyāri : evlerin
15. وَكَانَ (WKEN) = ve kāne : idi
16. وَعْدًا (WAD̃E) = veǎ'den : bir va'd
17. مَفْعُولًا (MFAWLE) = mef'ǔlen : yapılması gereken
ne zaman ki | gelince | zamanı | birincisinin | gönderdik | üzerinize | kullarımızı | bizim | çok güçlü | çok güçlü | çok güçlü | (sizi) araştırdılar | aralarına girip | evlerin | idi | bir va'd | yapılması gereken |

[] [CYE] [WAD̃] [EWL] [BAS̃] [] [ABD̃] [] [EWL] [BES] [ŞD̃D̃] [CWS] [ḢLL] [D̃WR] [KWN] [WAD̃] [FAL]
FÎZ̃E CEÙ WAD̃ ÊWLEHME BAS̃NE ALYKM ABED̃E LNE ÊWLY BÊS ŞD̃YD̃ FCESWE ḢLEL ELD̃YER WKEN WAD̃E MFAWLE

feiƶā cā'e veǎ'du ūlāhumā beǎṧnā ǎleykum ǐbāden lenā ūlī be'sin şedīdin fe cāsū ḣilāle d-diyāri ve kāne veǎ'den mef'ǔlen
فإذا جاء وعد أولاهما بعثنا عليكم عبادا لنا أولي بأس شديد فجاسوا خلال الديار وكان وعدا مفعولا

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فإذا | FÎZ̃E feiƶā ne zaman ki So when
جاء ج ي ا | CYE CEÙ cā'e gelince came
وعد و ع د | WAD̃ WAD̃ veǎ'du zamanı (the) promise
أولاهما ا و ل | EWL ÊWLEHME ūlāhumā birincisinin (for) the first of the two,
بعثنا ب ع ث | BAS̃ BAS̃NE beǎṧnā gönderdik We raised
عليكم | ALYKM ǎleykum üzerinize against you
عبادا ع ب د | ABD̃ ABED̃E ǐbāden kullarımızı servants
لنا | LNE lenā bizim of Ours
أولي ا و ل | EWL ÊWLY ūlī çok güçlü those of great military might
بأس ب ا س | BES BÊS be'sin çok güçlü those of great military might
شديد ش د د | ŞD̃D̃ ŞD̃YD̃ şedīdin çok güçlü those of great military might
فجاسوا ج و س | CWS FCESWE fe cāsū (sizi) araştırdılar and they entered
خلال خ ل ل | ḢLL ḢLEL ḣilāle aralarına girip the inner most part
الديار د و ر | D̃WR ELD̃YER d-diyāri evlerin (of) the homes,
وكان ك و ن | KWN WKEN ve kāne idi and (it) was
وعدا و ع د | WAD̃ WAD̃E veǎ'den bir va'd a promise
مفعولا ف ع ل | FAL MFAWLE mef'ǔlen yapılması gereken fulfilled.

17:5 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ne zaman ki | gelince | zamanı | birincisinin | gönderdik | üzerinize | kullarımızı | bizim | çok güçlü | çok güçlü | çok güçlü | (sizi) araştırdılar | aralarına girip | evlerin | idi | bir va'd | yapılması gereken |

[] [CYE] [WAD̃] [EWL] [BAS̃] [] [ABD̃] [] [EWL] [BES] [ŞD̃D̃] [CWS] [ḢLL] [D̃WR] [KWN] [WAD̃] [FAL]
FÎZ̃E CEÙ WAD̃ ÊWLEHME BAS̃NE ALYKM ABED̃E LNE ÊWLY BÊS ŞD̃YD̃ FCESWE ḢLEL ELD̃YER WKEN WAD̃E MFAWLE

feiƶā cā'e veǎ'du ūlāhumā beǎṧnā ǎleykum ǐbāden lenā ūlī be'sin şedīdin fe cāsū ḣilāle d-diyāri ve kāne veǎ'den mef'ǔlen
فإذا جاء وعد أولاهما بعثنا عليكم عبادا لنا أولي بأس شديد فجاسوا خلال الديار وكان وعدا مفعولا

[] [ج ي ا] [و ع د] [ا و ل] [ب ع ث] [] [ع ب د] [] [ا و ل] [ب ا س] [ش د د] [ج و س] [خ ل ل] [د و ر] [ك و ن] [و ع د] [ف ع ل]

Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فإذا | FÎZ̃E feiƶā ne zaman ki So when
Fe,,Zel,Elif,
80,,700,1,
REM – prefixed resumption particle
T – time adverb
الفاء استئنافية
ظرف زمان
جاء ج ي ا | CYE CEÙ cā'e gelince came
Cim,Elif,,
3,1,,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
وعد و ع د | WAD̃ WAD̃ veǎ'du zamanı (the) promise
Vav,Ayn,Dal,
6,70,4,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
أولاهما ا و ل | EWL ÊWLEHME ūlāhumā birincisinin (for) the first of the two,
,Vav,Lam,Elif,He,Mim,Elif,
,6,30,1,5,40,1,
N – genitive noun
PRON – 3rd person masculine dual possessive pronoun
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
بعثنا ب ع ث | BAS̃ BAS̃NE beǎṧnā gönderdik We raised
Be,Ayn,Se,Nun,Elif,
2,70,500,50,1,
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
عليكم | ALYKM ǎleykum üzerinize against you
Ayn,Lam,Ye,Kef,Mim,
70,30,10,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
عبادا ع ب د | ABD̃ ABED̃E ǐbāden kullarımızı servants
Ayn,Be,Elif,Dal,Elif,
70,2,1,4,1,
N – accusative masculine plural indefinite noun
اسم منصوب
لنا | LNE lenā bizim of Ours
Lam,Nun,Elif,
30,50,1,
P – prefixed preposition lām
PRON – 1st person plural personal pronoun
جار ومجرور
أولي ا و ل | EWL ÊWLY ūlī çok güçlü those of great military might
,Vav,Lam,Ye,
,6,30,10,
N – accusative masculine plural noun
اسم منصوب
بأس ب ا س | BES BÊS be'sin çok güçlü those of great military might
Be,,Sin,
2,,60,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
شديد ش د د | ŞD̃D̃ ŞD̃YD̃ şedīdin çok güçlü those of great military might
Şın,Dal,Ye,Dal,
300,4,10,4,
ADJ – genitive masculine singular indefinite adjective
صفة مجرورة
فجاسوا ج و س | CWS FCESWE fe cāsū (sizi) araştırdılar and they entered
Fe,Cim,Elif,Sin,Vav,Elif,
80,3,1,60,6,1,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الفاء عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
خلال خ ل ل | ḢLL ḢLEL ḣilāle aralarına girip the inner most part
Hı,Lam,Elif,Lam,
600,30,1,30,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
الديار د و ر | D̃WR ELD̃YER d-diyāri evlerin (of) the homes,
Elif,Lam,Dal,Ye,Elif,Re,
1,30,4,10,1,200,
N – genitive feminine plural noun
اسم مجرور
وكان ك و ن | KWN WKEN ve kāne idi and (it) was
Vav,Kef,Elif,Nun,
6,20,1,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
وعدا و ع د | WAD̃ WAD̃E veǎ'den bir va'd a promise
Vav,Ayn,Dal,Elif,
6,70,4,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
مفعولا ف ع ل | FAL MFAWLE mef'ǔlen yapılması gereken fulfilled.
Mim,Fe,Ayn,Vav,Lam,Elif,
40,80,70,6,30,1,
N – accusative masculine indefinite passive participle
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |فَإِذَا: ne zaman ki | جَاءَ: gelince | وَعْدُ: zamanı | أُولَاهُمَا: birincisinin | بَعَثْنَا: gönderdik | عَلَيْكُمْ: üzerinize | عِبَادًا: kullarımızı | لَنَا: bizim | أُولِي: çok güçlü | بَأْسٍ: çok güçlü | شَدِيدٍ: çok güçlü | فَجَاسُوا: (sizi) araştırdılar | خِلَالَ: aralarına girip | الدِّيَارِ: evlerin | وَكَانَ: idi | وَعْدًا: bir va'd | مَفْعُولًا: yapılması gereken |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فإذا FÎZ̃E ne zaman ki | جاء CEÙ gelince | وعد WAD̃ zamanı | أولاهما ÊWLEHME birincisinin | بعثنا BAS̃NE gönderdik | عليكم ALYKM üzerinize | عبادا ABED̃E kullarımızı | لنا LNE bizim | أولي ÊWLY çok güçlü | بأس BÊS çok güçlü | شديد ŞD̃YD̃ çok güçlü | فجاسوا FCESWE (sizi) araştırdılar | خلال ḢLEL aralarına girip | الديار ELD̃YER evlerin | وكان WKEN idi | وعدا WAD̃E bir va'd | مفعولا MFAWLE yapılması gereken |
Kırık Meal (Okunuş) : |feiƶā: ne zaman ki | cā'e: gelince | veǎ'du: zamanı | ūlāhumā: birincisinin | beǎṧnā: gönderdik | ǎleykum: üzerinize | ǐbāden: kullarımızı | lenā: bizim | ūlī: çok güçlü | be'sin: çok güçlü | şedīdin: çok güçlü | fe cāsū: (sizi) araştırdılar | ḣilāle: aralarına girip | d-diyāri: evlerin | ve kāne: idi | veǎ'den: bir va'd | mef'ǔlen: yapılması gereken |
Kırık Meal (Transcript) : |FÎZ̃E: ne zaman ki | CEÙ: gelince | WAD̃: zamanı | ÊWLEHME: birincisinin | BAS̃NE: gönderdik | ALYKM: üzerinize | ABED̃E: kullarımızı | LNE: bizim | ÊWLY: çok güçlü | BÊS: çok güçlü | ŞD̃YD̃: çok güçlü | FCESWE: (sizi) araştırdılar | ḢLEL: aralarına girip | ELD̃YER: evlerin | WKEN: idi | WAD̃E: bir va'd | MFAWLE: yapılması gereken |
Abdulbaki Gölpınarlı : O iki taşkınlıktan birincisinin mukadder zamânı gelince size, azâp etmede çetin, kuvvetli kullarımızı gönderdik de yurdunuzun tâ içine girip sizi araştırdılar ve bu, yerine getirilen bir vaatti.
Adem Uğur : Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.
Ahmed Hulusi : O ikisinden ilkinin zamanı geldiğinde, güçlü kullarımızı üzerinize getirdik. . . (Onlar) yurtların aralarına girip araştırdılar. . . (Bu) yerine getirilmiş bir vaat idi.
Ahmet Tekin : 'Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar evlerin aralarında dolaşarak sizi aradılar, araştırdılar. İlk uyarı, vakti gelince böylece yerine getirilmiş oldu.'
Ahmet Varol : Nitekim bu ikiden birincisinin vakti gelince üzerinize pek zorlu kullarımızı gönderdik ve onlar evlerin aralarına kadar girip (sizi) araştırdılar. Bu yerine gelecek bir vaaddi.
Ali Bulaç : Nitekim o ikiden ilk vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
Ali Fikri Yavuz : Onlardan birinci fesadınızın ceza vakti gelince kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı üzerinize musallat ettik de (onlar sizi yakalayıp öldürmek veya esir etmek için) evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu, yapılması kesinleşmiş bir vaad idi.
Bekir Sadak : «Bu ikiden birincisinin vakti gelince, uzerinize pek guclu olan kullarimizi salacagiz. Onlar memleketlerinizde her koseyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.»
Celal Yıldırım : Onlardan birincisinin va'desi ( = mukadder vakti) gelince üzerinize çok güçlü (savaşçı) kullarımızı gönderdik, yurtları(nızın) arasına kadar sokulup (her tarafı didik didik edip) araştırdılar. Bu, yerine getirilmiş bir va'd idi ki (gerçekleşti).
Diyanet İşleri : Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi.
Diyanet İşleri (eski) : 'Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.'
Diyanet Vakfi : Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.
Edip Yüksel : 'Birincisinin zamanı gelince, büyük güce sahip kullarımızı üstünüze göndeririz. Evlerinize kadar girerek araştırırlar. Gerçekleşmesi gereken bir sözdü bu.'
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Birincisinin vakti gelince, üzerinize milkimiz güçlü, savaşçı bir takım kullar göndereceğiz; onlar evlerin aralarına girip araştıracaklar; ve bu gerçekleşmiş bir va'd oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır : İmdi birincisinin va'desi geldiği vakıt üzerinize milkiniz, şiddetli harb ehli bir takım kullar göndereceğiz de onlar tâ evlerin aralarına girib araştıracaklar, ve bu fı'le çıkarılmış bir va'd oldu
Fizilal-il Kuran : Birinci kargaşaya ilişkin ilahi cezanın vadesi gelince üzerinize son derece atılgan ve acımasız kullarımızı saldık. Bunlar evlerinizin köşe bucaklarını arayarak sizi yakalamaya giriştiler. Bu, Allah'ın yerine gelmesi kaçınılmaz bir sözü idi.
Gültekin Onan : Nitekim o ikiden ilk vaad geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
Hakkı Yılmaz : İşte o ikisinden birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik de onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Ve o, yerine getirilmesi gereken bir vaat idi.
Hasan Basri Çantay : İşte o ikiden birinci (fesadlarının ceza) va'de (si) gelince (muhaarebede) çok çetin bir kuvvete mâlik olan kullarımızı üzerinize musallat kıldık da onlar evlerin aralarına kadar girib (sizi) araşdırdılar. (Bu), yerine getirilmiş bir va'd idi.
Hayrat Neşriyat : (Onlara dedik ki:) 'Artık, o ikisinden birincisinin va'desi geldiği (ve baştan çıktığınız) zaman, üzerinize şiddetli (kendileri de isyankâr), harb ehli bizim (mahlûkumuz)olan birtakım kullar gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu (zilletemahkûmiyetiniz) ise, yerine getirilmiş bir va'd idi.'
İbni Kesir : O ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize çok güçlü olan kullarımızı saldık. Onlar, memleketin her köşesini kontrollarına aldılar. Bu, yerine gelmiş bir vaad idi.
İskender Evrenosoğlu : Artık ikisinden birincisinin vadesi (zamanı) geldiği zaman, (çok çetin) kuvvet sahibi kullarımızı sizin üzerinize gönderdik. Böylece evlerin aralarına girip (sizi) aradılar ve vaadedilen, yapılmış oldu.
Muhammed Esed : Bu yüzden bunlardan ilki hakkında yapılan ön uyarı(nın günü) gelip çattığında kavgada çok çetin kullarımızdan saldık üzerinize, öyle ki bunlar ülkede kıyı bucak girmedik yer bırakmadılar; ve ön uyarının gereği böylece bütünüyle yerine gelmiş oldu.
Ömer Nasuhi Bilmen : İmdi o ikiden (iki fesattan) birini vadesi (vakt-i cezası) gelince üzerinize Bizim çok şiddetli kuvvet sahibi olan kullarımızdan göndereceğiz. Artık evlerin aralarını bile araştıracaklardır. Bu, bir yerine getirilmiş hükümden ibaret bulunmuştur.
Ömer Öngüt : Birinci bozgunculuğunuzun ceza vakti gelince üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketin her köşesini kontrollerine alacaklar, evlerin aralarına girip sizi araştıracaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.
Şaban Piriş : Birincisinin zamanı gelince, üzerinize çok şiddetli savaşçı kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa ele geçirdiler. Bu, gerçekleşmiş bir hüküm idi.
Suat Yıldırım : Onlardan birincisinin vâdesi gelince, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ettik de onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
Süleyman Ateş : Birincisinin zamanı gelince üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik, evlerin aralarına girip (sizi) araştırdılar. Bu, yapılması gereken bir va'd idi.
Tefhim-ul Kuran : Nitekim o ikiden ilk vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
Ümit Şimşek : Bunlardan birincisinin vadesi dolduğunda, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı saldık da onlar evlerinizin aralarına kadar girdiler. Bu, yerine getirilecek bir vaad idi.
Yaşar Nuri Öztürk : Nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. Ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}